SKDM Geçiş Dönemi Gözden Geçirme Raporu
SKDM'ın kapsamı, Avrupa Birliği'nin iklim hedeflerini korumak ve karbon kaçağı riskini önlemek amacıyla kademeli olarak genişletilmektedir. Komisyon, bu genişlemeyi iki adımlı bir yaklaşımla yönetmektedir.
Birinci Aşama: 2026-2027 Dönemi Planlanan Genişleme
Bu aşama, halihazırda kapsamda olan temel maddelerin (demir-çelik ve alüminyum) değer zincirinin daha aşağısındaki ürünlere odaklanmaktadır.
• Kapsama Dahil Edilen Ürünler:
◦ Seçilmiş Demir, Çelik ve Alüminyum yoğun aşağı yönlü ürünler (Downstream Products): Metal sektöründeki değer zincirinin ilerleyen aşamalarındaki ürünler. Bu ürünler; SKDM kapsamındaki temel malları (demir çelik, alüminyum gibi) girdi olarak kullanan, nihai veya yarı mamul niteliğinde ve daha karmaşık ve küresel değer zincirlerine sahip ürünlerdir.
◦ Karma Metal Eşyalar (Combined Metal Goods): Birden fazla metal girdisi içeren karmaşık ürünler.
◦ Öncül Maddeler (Precursors): Alüminyum ve çelik üretimi için kullanılan tüketim öncesi hurda (pre-consumer scrap) precursor olarak kapsama dahil edilmiştir. Ayrıca alumina (ve alüminyum hidroksit), kalsine kireç (calcined lime), dolime ve magnezya (magnesia) gibi maddelerin dahil edilmesi teknik olarak uygulanabilir bulunmuştur. Komisyon, tüketim öncesi hurdayı kapsama dahil edilmesini, üçüncü ülke üreticilerinin emisyonlarını yapay olarak düşük göstermesini engelleyerek “hurda boşluğunu” (scrap-loophole) kapatmayı amaçladığını belirterek açıklamaktadır.
Komisyonun analizlerine göre, SKDM’nin ilk tasarımı önemli bir kaçınma riskine yol açmaktadır:
Komisyon, özellikle alüminyum sektöründe bu açığın kapatılmaması halinde:
Kapsama Alınması Öngörülen Aşağı Yönlü Ürün Grupları
A. Demir Çelik Yoğun Aşağı Yönlü Ürünler
Öne çıkan ürün grupları şunlardır:
B. Alüminyum yoğun aşağı yönlü ürünler
Alüminyum sektöründe elektrik yoğun üretim yapısı ve karbon maliyetlerinin aşağı yönlü ürün fiyatlarına hızla yansıması nedeniyle karbon kaçağı riski yüksek tespit edilmiştir.
İlk aşamada çimento, gübre ve hidrojen sektörlerinde aşağı yönlü ürünler kapsama alınmamış ve bu sektörler 2027 sonrası ikinci aşama değerlendirmesine bırakılmıştır.
Çimento, aşağı yönlü ürünler kapsamında başta prefabrik yapı elemanları, çimento esaslı karo ve tuğlalar ile hazır beton üretiminde girdi olarak kullanılmaktadır. Avrupa Birliği’nde bu nitelikteki çimento türevi ürünlerin ithalat hacmi oldukça sınırlıdır. Ayrıca, asbestli çimentonun tehlikeli madde olarak sınıflandırılması nedeniyle ticaretinin yasaklanmış olması ve hazır betonun bozulabilir bir ürün niteliği taşıması sebebiyle genellikle üretim yerinin yakın çevresinde üretilmesi, bu ürünlerin ticarete konu olmasını kısıtlamaktadır. Bunun yanı sıra, aşağı yönlü ürünlerde çimentonun toplam ağırlık içindeki payının ortalama yalnızca %20 civarında olması, çimentoya ilişkin maliyet artışlarının nihai ürün maliyeti üzerindeki etkisini sınırlı düzeyde bırakmaktadır.
Gübre ve hidrojen sektörleri bakımından, mekanizmanın organik kimyasallar ve polimerleri kapsayacak şekilde yatay olarak genişletilmemesi halinde, aşağı yönlü ürünlere ilişkin yükümlülüğe tabi gömülü emisyonların hesaplanmasında yalnızca mevcut SKDM kapsamındaki temel malların öncüllerinden kaynaklanan emisyonlar dikkate alınabilecektir. Bu yaklaşım, söz konusu aşağı yönlü ürünlerin toplam gömülü emisyonlarının önemli bir bölümünü oluşturan kimyasal ve polimer öncüllerden kaynaklanan emisyonların hesaplama dışında kalmasına yol açmaktadır. Bu durum ise, AB ETS kapsamında fiyatlandırılan emisyonlarla tam bir metodolojik uyumun sağlanmasını engellemektedir. AB ETS ile SKDM arasındaki bu dengesizliğin giderilebilmesi için, gübre ve hidrojenin emisyon yoğunluğuna önemli ölçüde katkı sağlayan bazı organik kimyasalların öncelikle SKDM kapsamında “temel mallar” olarak dahil edilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirmede, kimya sektöründeki değer zincirinin yüksek derecede karmaşık olması ve emisyonların ürün bazında doğru şekilde tahsis edilmesinin metodolojik açıdan güçlük arz etmesi belirleyici olmuştur.
İkinci Aşama: 2027 Sonrası ve Gelecek Projeksiyonu
Komisyon, 2027 yılı sonunda yapacağı inceleme ile kapsamı diğer ETS sektörlerine yaymayı planlamaktadır.
Değerlendirilmekte Olan Yeni Sektörler ve Ürünler:
◦ Kimyasallar: Organik kimyasallar ve polimerler.
◦ Rafineri Ürünleri: Nafta (naphtha), pygas ve reformate gibi organik kimyasal öncüleri veya tüm rafineri ürünleri.
◦ Diğer Sanayi Ürünleri: Kağıt ve kağıt hamuru (pulp and paper), cam (glass), seramik (ceramics) ve ferro-alaşımlar (ferro-alloys).
◦ Diğer Metaller: Kurşun, çinko ve bakır gibi demir dışı metaller (ancak bu sektörlerin karmaşıklığı nedeniyle şu aşamada aday olarak görülmemektedirler).
◦ Organik Kimyasallar ve Polimerler: Çok karmaşık değer zincirlerine sahip oldukları için bu ürünlerin dahil edilmesi teknik olarak zorlayıcıdır; bu nedenle aşamalı bir geçiş (önce basit değer zincirine sahip ürünler) önerilmektedir.
◦ Cam ve Seramik: Bu ürünlerin SKDM'ye dahil edilmesinin teknik olarak mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
Genişleme Kriterleri ve Seçim Metodolojisi
Komisyon, aşağı yönlü ürünlerin seçimini nesnel ve Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ile uyumlu kriterler üzerinden yaptığını belirtmektedir. Bu çerçevede, SKDM kapsam genişlemesi, SKDM’nin yol açtığı maliyet artışı (cost push) (SKDM girdilerinin, ürünün toplam maliyetini ve katma değerini ne kadar etkilediği), ticarete konu olabilme (Ürünün uluslararası ticarete ne kadar açık olduğu ve ikame edilebilirliği), emisyonların önemi (relevance of emissions) ve teknik uygulanabilirlik (technical feasibility) kriterleri esas alınarak belirlenmiştir. Bu kapsamda, Komisyon tarafından çevresel faydayı maksimize ederken idari yükü sınırlayan dengeli bir genişleme modeli benimsenmiştir.
Özetle; SKDM kapsamı 2028 yılı itibarıyla yaklaşık 180 ek CN kodu ile genişleyecektir. Bu genişleme, çevresel faydayı maksimize ederken idari yükü (özellikle KOBİ'ler için) yönetilebilir düzeyde tutmayı hedefleyen "Dengeli Genişleme" (Option 2) senaryosuna dayanmaktadır.
Takvim ve Uygulama
Türkiye Açısından Öne Çıkan Veriler
Birinci Aşama: 2026-2027 Dönemi Planlanan Genişleme
Bu aşama, halihazırda kapsamda olan temel maddelerin (demir-çelik ve alüminyum) değer zincirinin daha aşağısındaki ürünlere odaklanmaktadır.
• Kapsama Dahil Edilen Ürünler:
◦ Seçilmiş Demir, Çelik ve Alüminyum yoğun aşağı yönlü ürünler (Downstream Products): Metal sektöründeki değer zincirinin ilerleyen aşamalarındaki ürünler. Bu ürünler; SKDM kapsamındaki temel malları (demir çelik, alüminyum gibi) girdi olarak kullanan, nihai veya yarı mamul niteliğinde ve daha karmaşık ve küresel değer zincirlerine sahip ürünlerdir.
◦ Karma Metal Eşyalar (Combined Metal Goods): Birden fazla metal girdisi içeren karmaşık ürünler.
◦ Öncül Maddeler (Precursors): Alüminyum ve çelik üretimi için kullanılan tüketim öncesi hurda (pre-consumer scrap) precursor olarak kapsama dahil edilmiştir. Ayrıca alumina (ve alüminyum hidroksit), kalsine kireç (calcined lime), dolime ve magnezya (magnesia) gibi maddelerin dahil edilmesi teknik olarak uygulanabilir bulunmuştur. Komisyon, tüketim öncesi hurdayı kapsama dahil edilmesini, üçüncü ülke üreticilerinin emisyonlarını yapay olarak düşük göstermesini engelleyerek “hurda boşluğunu” (scrap-loophole) kapatmayı amaçladığını belirterek açıklamaktadır.
Komisyonun analizlerine göre, SKDM’nin ilk tasarımı önemli bir kaçınma riskine yol açmaktadır:
- Üçüncü ülke üreticileri, tüketim öncesi hurda (pre-consumer scrap) kullanımını yüksek göstererek,
- Ürünlerini düşük emisyonluymuş gibi beyan edebilmekte ve böylece SKDM maliyetini yapay biçimde azaltabilmektedir.
Komisyon, özellikle alüminyum sektöründe bu açığın kapatılmaması halinde:
- Aşağı yönlü karbon kaçağının hızlanacağını
- ETS altında yatırım yapan AB üreticilerinin rekabet gücünün ciddi biçimde zarar göreceğini vurgulamaktadır.
Kapsama Alınması Öngörülen Aşağı Yönlü Ürün Grupları
A. Demir Çelik Yoğun Aşağı Yönlü Ürünler
Öne çıkan ürün grupları şunlardır:
- Borular ve tüpler (seamless & welded tubes)
- Profil ve konstrüksiyon elemanları
- Sacdan mamul ürünler
- Demir/çelikten bağlantı parçaları
- Cıvata, somun, vida vb.
- Metal iskeletler ve yapı aksamları
B. Alüminyum yoğun aşağı yönlü ürünler
- Alüminyum levha ve profil bazlı ürünler
- İnşaat ve ulaşım sektörlerinde kullanılan yarı mamuller
- Alüminyumdan yapısal parçalar
Alüminyum sektöründe elektrik yoğun üretim yapısı ve karbon maliyetlerinin aşağı yönlü ürün fiyatlarına hızla yansıması nedeniyle karbon kaçağı riski yüksek tespit edilmiştir.
İlk aşamada çimento, gübre ve hidrojen sektörlerinde aşağı yönlü ürünler kapsama alınmamış ve bu sektörler 2027 sonrası ikinci aşama değerlendirmesine bırakılmıştır.
Çimento, aşağı yönlü ürünler kapsamında başta prefabrik yapı elemanları, çimento esaslı karo ve tuğlalar ile hazır beton üretiminde girdi olarak kullanılmaktadır. Avrupa Birliği’nde bu nitelikteki çimento türevi ürünlerin ithalat hacmi oldukça sınırlıdır. Ayrıca, asbestli çimentonun tehlikeli madde olarak sınıflandırılması nedeniyle ticaretinin yasaklanmış olması ve hazır betonun bozulabilir bir ürün niteliği taşıması sebebiyle genellikle üretim yerinin yakın çevresinde üretilmesi, bu ürünlerin ticarete konu olmasını kısıtlamaktadır. Bunun yanı sıra, aşağı yönlü ürünlerde çimentonun toplam ağırlık içindeki payının ortalama yalnızca %20 civarında olması, çimentoya ilişkin maliyet artışlarının nihai ürün maliyeti üzerindeki etkisini sınırlı düzeyde bırakmaktadır.
Gübre ve hidrojen sektörleri bakımından, mekanizmanın organik kimyasallar ve polimerleri kapsayacak şekilde yatay olarak genişletilmemesi halinde, aşağı yönlü ürünlere ilişkin yükümlülüğe tabi gömülü emisyonların hesaplanmasında yalnızca mevcut SKDM kapsamındaki temel malların öncüllerinden kaynaklanan emisyonlar dikkate alınabilecektir. Bu yaklaşım, söz konusu aşağı yönlü ürünlerin toplam gömülü emisyonlarının önemli bir bölümünü oluşturan kimyasal ve polimer öncüllerden kaynaklanan emisyonların hesaplama dışında kalmasına yol açmaktadır. Bu durum ise, AB ETS kapsamında fiyatlandırılan emisyonlarla tam bir metodolojik uyumun sağlanmasını engellemektedir. AB ETS ile SKDM arasındaki bu dengesizliğin giderilebilmesi için, gübre ve hidrojenin emisyon yoğunluğuna önemli ölçüde katkı sağlayan bazı organik kimyasalların öncelikle SKDM kapsamında “temel mallar” olarak dahil edilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirmede, kimya sektöründeki değer zincirinin yüksek derecede karmaşık olması ve emisyonların ürün bazında doğru şekilde tahsis edilmesinin metodolojik açıdan güçlük arz etmesi belirleyici olmuştur.
İkinci Aşama: 2027 Sonrası ve Gelecek Projeksiyonu
Komisyon, 2027 yılı sonunda yapacağı inceleme ile kapsamı diğer ETS sektörlerine yaymayı planlamaktadır.
Değerlendirilmekte Olan Yeni Sektörler ve Ürünler:
◦ Kimyasallar: Organik kimyasallar ve polimerler.
◦ Rafineri Ürünleri: Nafta (naphtha), pygas ve reformate gibi organik kimyasal öncüleri veya tüm rafineri ürünleri.
◦ Diğer Sanayi Ürünleri: Kağıt ve kağıt hamuru (pulp and paper), cam (glass), seramik (ceramics) ve ferro-alaşımlar (ferro-alloys).
◦ Diğer Metaller: Kurşun, çinko ve bakır gibi demir dışı metaller (ancak bu sektörlerin karmaşıklığı nedeniyle şu aşamada aday olarak görülmemektedirler).
◦ Organik Kimyasallar ve Polimerler: Çok karmaşık değer zincirlerine sahip oldukları için bu ürünlerin dahil edilmesi teknik olarak zorlayıcıdır; bu nedenle aşamalı bir geçiş (önce basit değer zincirine sahip ürünler) önerilmektedir.
◦ Cam ve Seramik: Bu ürünlerin SKDM'ye dahil edilmesinin teknik olarak mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
Genişleme Kriterleri ve Seçim Metodolojisi
Komisyon, aşağı yönlü ürünlerin seçimini nesnel ve Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ile uyumlu kriterler üzerinden yaptığını belirtmektedir. Bu çerçevede, SKDM kapsam genişlemesi, SKDM’nin yol açtığı maliyet artışı (cost push) (SKDM girdilerinin, ürünün toplam maliyetini ve katma değerini ne kadar etkilediği), ticarete konu olabilme (Ürünün uluslararası ticarete ne kadar açık olduğu ve ikame edilebilirliği), emisyonların önemi (relevance of emissions) ve teknik uygulanabilirlik (technical feasibility) kriterleri esas alınarak belirlenmiştir. Bu kapsamda, Komisyon tarafından çevresel faydayı maksimize ederken idari yükü sınırlayan dengeli bir genişleme modeli benimsenmiştir.
Özetle; SKDM kapsamı 2028 yılı itibarıyla yaklaşık 180 ek CN kodu ile genişleyecektir. Bu genişleme, çevresel faydayı maksimize ederken idari yükü (özellikle KOBİ'ler için) yönetilebilir düzeyde tutmayı hedefleyen "Dengeli Genişleme" (Option 2) senaryosuna dayanmaktadır.
Takvim ve Uygulama
- 2026 – 2027: Hukuki ve teknik altyapı
- 1 Ocak 2028: Aşağı yönlü ürünlere ilişkin SKDM yükümlülüklerinin fiilen uygulanması
- 1 Ocak 2028’den önce ve sonrasında her iki yılda bir, Komisyon, SKDM Tüzüğü’nün uygulanmasına ve SKDM’nin işleyişine ilişkin bir raporu, SKDM Tüzüğü’nün 30(6). maddesi uyarınca Avrupa Parlamentosu’na ve Konsey’e sunacaktır.
Türkiye Açısından Öne Çıkan Veriler
- 2023-2025 Raporlama Döneminde Türkiye kütle bakımından (ton) AB’ye en fazla ihracat yapan ikinci ülke konumundadır. AB’ye tüm ülkelerden 156 milyon ton SKDM ürünü ihraç edilmiş olup, ihracatçı ilk beş ülke arasında sırasıyla Ukrayna (21,18 milyon ton), Türkiye (18,34 milyon ton), Rusya (16,11 milyon ton), Kanada (14,72 milyon ton) ve Çin (13,15 milyon ton) yer almaktadır. Sektörel dağılımda ise SKDM ürünlerinin kütle bakımından %69’unu demir-çelik, %15’ini gübre, %11’ini çimento, %5’ini alüminyum oluşturmaktadır.
- Türkiye ise alüminyum ve çimento ürünlerinde birinci, demir-çelikte dördüncü ve gübrede dokuzuncu sıradadır. AB’ye ihraç edilen toplam 18 milyon ton çimento ürününün 7,8 milyon tonluk bölümü; toplam 7 milyon ton alüminyum ürününün 0,9 milyon tonu, 23 milyon tonluk demir-çelik ithalatının 9 milyon tonluk kısmı, 23 milyon ton gübre ithalatı içerisinde 0,6 milyon ton Türkiye’den ithal edilmiştir.
- Türkiye toplam 18,3 milyon ton ürün ihracatında 42 Milyon ton CO2 eşdeğeri gömülü emisyon salınımına sahiptir. Ayrıca yapılan her bin ton ve üzeri ihracatın emisyon raporlamalarında ortalama %90’lık bir oranla gerçek emisyon verileri kullanılmıştır.
- SKDM kapsam genişlemesine ilişkin etki analizinde ise, Türkiye’nin genişlemeden en çok etkilenecek ikinci ülke (Çin’den sonra) olduğu; genişletilen kapsam dahilinde AB’ye ihracatımızın değerinin yıllık yaklaşık 8 milyar avro düzeyinde tahmin edilmektedir.
Not: Yukarıda yer verilen açıklamalar özet bilgi niteliğinde olup uygulamaya ilişkin olarak orijinal mevzuat metni esas alınmalıdır.