Aramayı kapat

Ticaret Bakanlığı Ana Sayfa

T.C. Ticaret Bakanlığı

Yüzüncü Yıl Logo Mustafa Kemal Atatürk Bayrak Recep Tayyip Erdoğan Resmi

SKDM Tüzük Değişiklik Teklifi

Avrupa Komisyonu tarafından 17 Aralık 2025 tarihinde SKDM kapsamında 2027 sonrasında yapılması öngörülen değişikliklere ilişkin teklif kamuoyuyla paylaşılmıştır. Söz konusu teklifte, SKDM’nin aşağı akım ürünlere doğru kapsamının genişletilmesi ve mekanizmanın etkisiz kılınmasının önüne geçilebilmesi amaçlarına yönelik olarak 2023/956 Sayılı SKDM Tüzüğünde değişiklik ile Karbonsuzlaşma Fonu kurulmasına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Komisyon tarafından paylaşılan belgede ön plana çıkan hususlara dair ayrıntılı bilgiler aşağıda sunulmaktadır.

Komisyon tarafından; mevcut SKDM tasarımının yetersiz kaldığı alanların belirlenmesi, özellikle demir-çelik ve alüminyum girdisi kullanan nihai ürünlere doğru gidildikçe karbon kaçağı riskinin ve önlemlerin etkisiz kılınması ihtimalinin değerlendirilmesi, elektrik ithalatına ilişkin metodolojik eksikliklerin giderilmesi amacıyla kamu istişare süreçleri yürütülmüştür.
 
Bu çerçevede, SKDM’nin etkinliğini artırmak, karbon kaçağı risklerini daha kapsamlı biçimde ele almak ve üçüncü ülkelerde karbonsuzlaşmayı teşvik edecek daha uygulanabilir ve maliyet-etkin bir yapı oluşturmak amacıyla bir etki analizi yapılmıştır. Söz konusu etki analizinde,
  1. SKDM kapsamının çelik ve alüminyum yoğun aşağı yönlü ürünleri kapsayacak şekilde genişletilmesi,
  2. Emisyonların yanlış beyanı ve ürün menşeinin gizlenmesi gibi etkisiz kılma uygulamalarının önlenmesi
  3. Elektrik ithalatında kullanılan emisyon hesaplama yöntemlerinin revize edilmesi.
hususları ele alınmaktadır.
 
SKDM kapsamının kullanıcı sektörlere genişletilmesi
 
Karbon maliyeti baskısı, ticaret yoğunluğu ve AB içi üretim emisyon eşikleri gibi kriterler göz önünde bulundurularak aşağı akım ürünlere yönelik karbon kaçağının tespit edilmesi ve iklim açısından anlamlı olan ürünlerin dengeli bir şekilde SKDM kapsamına edilmesi amaçlanmaktadır. Bu şekilde, 2030 yılı itibarıyla yıllık yaklaşık 0,7 milyon ton CO₂ eşdeğeri sera gazı emisyonu azaltımı sağlaması ve karbon kaçağının kayda değer ölçüde sınırlanması beklenmektedir.
 
Kapsam genişlemesi teklifi aşağı akımda toplamda demir-çelik ve alüminyum içeren 180 ürünü ilgilendirmekte olup, teklifte yer alan ürünlerin içeriğinin %79 oranında çelik ve alüminyum içerdiğine vurgu yapılmaktadır. Ayrıca, yukarı akım ürünlerde de (upstream product) 7 yeni CN kodu eklenmiştir.
 
Teklifte yer alan aşağı akım ürünleri, hacim itibarıyla halihazırda SKDM kapsamına giren ürünlerin AB’ye ithalatının yaklaşık %15’ine, değer bazında ise yaklaşık %53’üne tekabül etmektedir. Aşağıdaki tabloda ürün kategorisine göre eklenen ürün sayıları sunulmaktadır.
 
Ürün Kategorisi CN Kodu Sayısı
Motorlu Kara Taşıtları ve Şasileri 39
Sanayi Makineleri ve Makine Ekipmanları 34
Metallerden Eşya 28
Motorlu Kara Taşıtı Parçaları ve Sistemleri 21
Ev Aletleri ve Tüketici Ürünleri 18
İnşaat ve Kaldırma ekipmanları 17
Motor, Motor ve Enerji Üretim Ekipmanları 7
Elektrikli ve Elektronik Parçalar 6
Medikal, Laboratuvar ve Güvenlik Ekipmanları 5
Tarım ve Bahçe Ekipmanları 5
TOPLAM 180
 
 
 
Söz konusu ürünler SKDM Tüzüğünün Ek-1’ine “Kombine Metal Ürünler” (Combined Metal Products) başlığı ile eklenecektir. Buradaki önemli nokta kombine metal ürünlerin SKDM yükümlülüğünün, söz konusu ürünlerin üretiminde kullanılan SKDM kapsamındaki girdilerin (precursor) emisyonları ile sınırlı olmasıdır. Bu kapsamda, örneğin üçüncü ülkede üretilen bir motorlu araç kapısının emisyonu SKDM yükümlülüğü yapımında kullanılan metal plakanın emisyonu kadar olacaktır. Emisyon hesabı AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) sistem sınırlarının ötesine geçmeyecektir.
 
Söz konusu kapsam genişlemesinin 1 Ocak 2028 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmesi öngörülmektedir.
 
Öte yandan, SKDM Basitleştirme Tüzüğü kapsamında getirilmiş olan 50 tonluk eşik değer ile SKDM kapsamı mali yükümlülüğün AB’ye ithal edilen ürünlerdeki emisyonların %99’unu kapsaması, eşik değere sağlanan muafiyetin ise AB’ye ithal edilen SKDM kapsamı ürün emisyonlarının %1’ini oluşturması öngörülmüştür. Eşik değerin ithal edilen ürün emisyonlarının %1'ini geçmemesi amacıyla da her yıl 30 Nisan tarihinde gözden geçirilmesi öngörülmektedir. Bu çerçevede, 30 Nisan 2027 tarihinde yapılacak gözden geçirme sürecinde kullanıcı sektörlere yönelik kapsam genişlemesinin de dikkate alınması öngörülmektedir.
 
Malumları olduğu üzere, SKDM yükümlülüğünün hesaplanmasında gerçek emisyon hesabı kullanılabileceği gibi, Komisyon tarafından ülke bazlı olarak belirlenen varsayılan değerler de kullanılabilmektedir. Ancak söz konusu değerlere sapma durumuna karşı ilave bir marj (mark-up) da eklenecektir (ilave bilgi için bkz Bölüm C). Komisyon önerisine göre, kapsama dahil edilmesi planlanan aşağı-yönlü ürünlerin tedarik zincirlerinin karmaşık yapısı göz önünde bulundurularak emisyon hesaplamalarında varsayılan değerlerin (default value) kullanımı halinde varsayılan değere ilave bir marj (mark-up) eklenmemesi öngörülmektedir.
 
Etki değerlendirme raporuna göre, Türkiye, SKDM'nin kullanıcı ürünlere genişletilmesinden en çok etkilenecek ikinci ülke (Çin'den sonra) olarak belirlenmiştir. Genişletilen kapsam dahilinde Türkiye'den AB'ye yapılan ihracatın değeri (Seçenek 2'ye göre) yıllık 8 milyar Euro olarak tahmin edilmektedir.
 
SKDM’nin etkisiz kılınmasına ilişkin önlemler
 
Yanlış ve hileli beyan riskinin tespiti amacıyla Komisyon tarafından ithal edilen ürünlerin gömülü emisyonlarının gerçeğe aykırı şekilde düşük gösterilmesi veya SKDM mali yükümlülüğünden haksız kaçınma amaçlı kötüye kullanım riskini izlenecektir.

Bu kapsamda Komisyon ve üye ülke yetkili otoritelerine yetkili SKDM beyan sahibinden, ürünün beyan edilen tesiste üretildiğine, SKDM beyanında belirtilen üretim döneminde üretildiğine dair kanıt talep edebilir.

Bazı ürünlerde (örneğin çimentoda klinker oranı, gübrede azot oranı, çelikte alaşım elementleri), ürünün malzeme ve kimyasal bileşimi, o üründeki gömülü CO₂ emisyonunu belirleyen en kritik faktörlerden biridir. Bu durum, bazı ithalatçıların gerçek emisyona dayalı beyan yaparken, ürün bileşimini yanlış veya eksik göstererek SKDM mali yükümlülüğünü haksız şekilde azaltma riskini doğurmaktadır. Bu nedenle, özellikle emisyon yoğunlukları arasında yüksek farklılık (heterojenlik) olan ürünlerde, gümrük beyannamesinde ürünün malzeme ve kimyasal bileşiminin sunulması gibi kanıtlar SKDM beyanının bir parçası olarak sunulabilir.

Komisyon, belirli bir ürün ve menşe kombinasyonunun kötüye kullanım açısından “yüksek riskli” olduğuna dair yeterli kanıt tespit ederse:
  • 3 ay içinde yetkililere bilgi verebilir ve denetimleri artırabilecek,
  • Gerçek emisyona dayalı beyan kullanım şartlarını ve gerekli kanıt türlerini belirleyen yetki devrine dayanan mevzuat (Delegated Act) yayımlayabilecek,
  • Bu mevzuat kapsamında, ithalatçı veya SKDM beyan sahibi, kötüye kullanımın gerçekleşmediğini ispatlayan ek delilleri sunmakla yükümlü olacaktır (örn. tedarik zinciri izlenebilirliği, tesis eşleşmesi vb.).
Komisyon, bir Uygulama Tüzüğü (Implementing Act) ile hangi ürünlerde tesis ve izlenebilirlik kanıtlarının beyan ekinde zorunlu olacağını, sunulması gereken spesifik kanıt türlerini (üretim kaydı, fatura, üretim periyodu belgeleri, tesis MRV raporları, doğrulama raporları vb.) belirleyecektir.

Gerçek emisyona dayalı beyanın kullanılabilmesi için hali hazırda gönüllü olan SKDM kayıt sistemine kaydın zorunlu hale getirilmesi de öngörülmektedir. Bunun yanı sıra, SKDM beyanlarının gözden geçirilmesi için Komisyon, standart beyan formatı içinde denetim ve inceleme usullerini netleştirebilir ve uyumlaştırabilecektir.

SKDM’nin etkisiz kılınmasının önlenmesine ilişkin olarak ayrıca, tüketici öncesi hurdanın (pre-consumer scrap) SKDM girdisi (precursor) olarak kapsama alınması öngörülmektedir.
AB içinde tüketici öncesi hurda üretiminden kaynaklanan emisyonlar, AB ETS kapsamında emisyonların tesis düzeyinde ölçülmesi nedeniyle bir karbon fiyatına tabidir. Buna karşılık söz konusu teklifte, SKDM Tüzüğü uyarınca tüketici öncesi alüminyum hurdası ile tüketici öncesi çelik hurdasına sıfır emisyon atfedilmesi sebebiyle, bu tür girdileri kullanan ithal ürünlerin, AB içinde üretilen ürünlere kıyasla daha düşük bir karbon maliyetine tabi olduğu; bu durumun ise Ek I’de listelenen ürünler bakımından karbon kaçağı riskinin ele alınmasında SKDM’nin etkinliğini zayıflattığı öne sürülmektedir. Bu itibarla, hurdanın doğrudan ithalatına değil fakat bir girdi olarak SKDM ürünlerinde kullanılmasına mali yükümlülük getirilmektedir. Dolayısıyla, üretimde hurda kullanmanın bir emisyon maliyeti oluşacaktır. Bu doğrultuda, demir-çelik hurdası 7204 ve alüminyum hurdası 7602 kodları teklife eklenmiştir.
 
Elektrik emisyonları
 
İthal edilen elektrik emisyonuna ilişkin olarak ise, şebeke emisyon faktörünün sadece fosil yakıt ile üretilen elektrik ortalaması olarak alınması yerine ihracatçı ülkenin genel ortalamasının esas alınması, elektrik satın alma anlaşmalarına (PPA) ilişkin kriterlerin sadeleştirilmesi ile kapasite tahsisi ve şebeke tıkanıklığına ilişkin mevcut şartın kaldırılması önerilmektedir. Bu düzenlemelerin, üçüncü ülkelerin elektrik üretiminde karbonsuzlaşma çabalarının daha doğru yansıtılmasını sağlarken, gerçek emisyon beyanına ilişkin idari karmaşıklığı azaltacağı belirtilmektedir. Ayrıca, teklif edilen şebeke emisyon faktörü hesaplamasının varsayılan değerlerde bir düşüşe yol açacağı ve buna bağlı olarak SKDM kapsamındaki mali yükümlülüğün azalacağı ve özellikle elektrik için belirlenen varsayılan değerleri ortalama olarak %30’un üzerinde azaltacağı; bazı ülkeler bakımından (örneğin Ukrayna) ise bu azalışın oranı %60’ı aşacağı Komisyon tarafından vurgulanmaktadır.
 
Diğer unsurlar
 
Teklifte, karmaşık tedarik zincirlerinden veri elde etmeyi kolaylaştırmak adına girdi olarak kullanılan ürünlerin emisyonunun üçüncü ülke operatörleri tarafından SKDM Kayıt Sistemi üzerinden paylaşılabilmesine imkan verilmiştir. (Üçüncü ülke emisyon verilerine AB operatörlerinin yanı sıra diğer üçüncü ülke operatörlerinin de erişim sağlayabilmesi hususu AB Komisyonu nezdinde gündeme getirilmiş olan taleplerimiz arasında yer almakta olup, bu gelişme ülkemizce olumlu değerlendirilmektedir.)
 
Diğer taraftan, üçüncü ülkelerde ödenen karbon ücretleri gibi Paris Anlaşması’nın karbon kredilerini düzenleyen 6ncı maddesi kapsamına giren kredilerin SKDM yükümlülüğünden mahsup edilebilmesi için Komisyona yetki veren bir madde eklenmiştir.
 
Ayrıca, Birliğin diğer ülkelerin emisyon ticaret sistemlerini bir anlaşmayla tanıyabileceğine ilişkin madde üçüncü ülke akreditasyon kurumlarının da bir uluslararası anlaşma ile karşılıklı tanınmasına imkan verilmesi hususu eklenerek genişletilmiştir.
 
2027’den itibaren yüksek ithalat yapan yetkili SKDM beyan sahipleri, yıl içinde ithal ettikleri ürünlerin gömülü CO₂ emisyonlarının en az %50’sini karşılayacak kadar SKDM sertifikasını her çeyrek sonunda hesaplarında tutmak zorundadır; ancak bu hesaplamada yalnızca aynı takvim yılı içinde satın alınan sertifikaların dikkate alınmasına yönelik bir düzenleme getirilecektir.

Komisyon, teklif edilen politika paketinin çevresel faydalar bakımından belirgin kazanımlar sağlarken, makroekonomik etkilerinin sınırlı olduğunu değerlendirmektedir. AB GSYH’si üzerindeki etkinin ihmal edilebilir düzeyde olacağı, özel tüketim fiyatlarında ise marjinal değişimler öngörüldüğü ifade edilmektedir. Aşağı yönlü ürün kapsam genişlemesi durumunda işletmeler için yıllık 8–43 milyon avro aralığında genel idari maliyetler ve yaklaşık 31 milyon avro tutarında tek seferlik uyum maliyeti öngörülmekte; kamu otoriteleri için ise sınırlı düzeyde ilave denetim maliyetleri söz konusu olmaktadır. Buna karşın, 2030 yılı itibarıyla SKDM gelirlerinde yaklaşık 0,58 milyar avroluk artış beklenmektedir.


Söz konusu teklif metine buradan, teklife ilişkin Komisyonun etki değerlendirme raporuna ise buradan ulaşılabilmektedir.


Not: Yukarıda yer verilen açıklamalar özet bilgi niteliğinde olup uygulamaya ilişkin olarak orijinal mevzuat metni esas alınmalıdır.