Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü
Küresel tedarik zincirlerinde kurumsal faaliyetlerin çevresel ve sosyal haklara etkilerine özen yükümlülüğünün tesis edilmesine yönelik AB yasal çerçevesini hazırlayan, Avrupa Komisyonu tarafından 23 Şubat 2022 tarihinde sunulan Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü Direktifi 5 Temmuz 2024 tarihli AB Resmi gazetesinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Özen Yükümlülüğü Direktifi, AB’de faaliyet gösteren belli büyüklükteki firmaların, kendi operasyonlarını, şirketlerin üretim yönündeki iş ortaklarını ve kısmen de lojistik veya atık yönetimi/geri dönüşüm gibi alt faaliyetlerini kapsayan operasyonlarla ilgili olarak çevre ve insan hakları üzerindeki fiili ve potansiyel olumsuz etkilerine ilişkin yükümlülüklerine yönelik kuralları belirlemektedir. Aynı zamanda Direktif, bu yükümlülüklerin ihlaline ilişkin cezalara ve hukuki sorumluluğa ilişkin kuralları da ortaya koymaktadır.
Direktifte yer alan yükümlülükler kademeli olarak ve belirli eşik değerler esas alınarak uygulanacak olup, ilk taslakta yer alan tekstil, gıda ve madencilik gibi öncelikli sektörlerde düşük eşik değer uygulanması ayrımı kaldırılmıştır.
Mevzuatın ilk halinde yer alan hükümlere göre, özen yükümlülüğünün şirketlerin temel faaliyetlerinin bir parçası olması için, taslak kapsamında şirket yöneticileri tarafından, kurumsal sürdürülebilirliğin şirket politikasının bir parçası haline getirmesi, alınan kararların çevreye, insan haklarına ve sosyal haklara etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, şirketlerin özen yükümlülüğü kapsamında kendi ve değer zincirlerinde bulunan işletmelerin faaliyetlerinin çevre ve insan haklarına etkisine ilişkin düzenli değerlendirmeler yapma, mevcut olumsuzlukları tespit etme ve giderilmesine yönelik çözümler önermesi gerekmektedir.
Üye ülkeler tarafından özen yükümlülüğünü ihlal eden şirketlere cezai yaptırımlar uygulanması beklenmektedir. Direktifin ihlali durumunda kendilerine kesilen cezaları ödemeyen şirketler için, şirketin cirosu dikkate alınarak para cezaları gibi çeşitli ihtiyati tedbirler getirilmesi öngörülmektedir. Ayrıca, Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü Direktifine uygunluğun kamu ihaleleri ve imtiyazlarının verilmesinde bir kriter olarak nitelendirilebileceği belirtilmektedir.
Üye devletlerin, Komisyon'un rehberliğini içeren portallar aracılığıyla şirketlere özen yükümlülükleri hakkında ayrıntılı çevrimiçi bilgi sağlamaları gerekecektir. Ayrıca, yükümlülüklere uymayan firmaları soruşturmak ve bunlara ceza uygulamak için bir denetim makamı oluşturmaları veya atamaları gerekecektir.
Direktif, şirketlerin uyması gereken yükümlülüklerin bir listesini de içermekte olup, bunlar arasında, Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmelerinin yanı sıra Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi ve Çocuk Hakları Sözleşmesi gibi çeşitli Birleşmiş Milletler sözleşmelerinde yer alan hükümler yer almaktadır. Ayrıca mevzuat kapsamında, şirketlerin değer zincirlerindeki iş ortaklarından kaynaklanan “olumsuz etkileri” tespit eden firmaların, bu etkilerin devam etmesi durumunda bu iş ilişkilerini sonlandırmaları gerekmektedir. Yine mevzuata göre, şirketlerin olumsuz etkilerinden mağdur olanların yanı sıra sendikalar ve sivil toplum örgütlerine de şirketleri mahkemeye verme yetkisi verilecek ve dava açmaları için beş yıl süre tanınacaktır. Suçlu bulunmaları halinde şirketlerin mağdurları mali tazminat veya kamuya açık bir özür yoluyla iyileştirmeleri gerekecektir.
Öte yandan, Avrupa Komisyonu tarafından AB mevzuatını sadeleştirmek, rekabetçiliği artırmak ve ek yatırım kapasitesinin önünü açmak amacıyla yeni bir torba yasa teklifi (Omnibus Packages I & II) açıklamış olup, söz konusu düzenleme ile Komisyon, idari yüklerin en az %25 oranında azaltılması ve küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) için bu oranın %35'e çıkarılması hedefi doğrultusunda kapsamlı bir sadeleştirme sürecinin hayata geçirilmesi hedeflenmektedir. Yasal düzenleme paketi kapsamında kurumsal sürdürülebilirlik raporlaması, kurumsal sürdürülebilirlik özen yükümlülüğü mevzuatlarına ilişkin sadeleştirme önerileri yer almaktadır.
Bu doğrultuda, öncelikli olarak ilgili mevzuatların ertelenmesine ilişkin öneriye yönelik mevzuat 16 Nisan 2025 tarihinde AB Resmi Gazetesinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu doğrultuda, Direktifin AB üye ülkeleri tarafından ulusal mevzuatlara aktarılması 1 yıl ertelenerek 26 Temmuz 2027 olarak belirlenmiş, uygulama tarihinin ise şirketlere daha fazla zaman tanımak üzere 1 yıl ertelenerek, 26 Temmuz 2028’den itibaren geçerli olmasına karar verilmiştir.
Ancak ertelemenin yanı sıra mevzuatın basitleştirilmesine yönelik diğer torba teklife ilişkin görüşmeler AB kurumları arasında sürdürülmektedir. Basitleştirmeye ilişkin öneri henüz AB Resmi Gazetesinde yayımlanmamış olmakla birlikte, 9 Aralık 2025 tarihinde, Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi arasında teklif üzerinde geçici bir uzlaşıya varılmıştır.
Söz konusu uzlaşıya göre:
- Yalnızca 5.000’den fazla çalışanı bulunan ve yıllık net cirosu 1,5 milyar avronun üzerinde olan büyük AB şirketleri, faaliyetlerinin çevre, insan ve sosyal haklar üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmek amacıyla özen yükümlülüğü (due diligence) yürütmekle yükümlü olacaktır. Bu kurallar, AB dışı şirketler için de AB içindeki ciroları aynı eşiğin üzerinde olması halinde geçerli olacaktır. Şirketlerin, faaliyet zincirlerinde risk esaslı bir yaklaşım benimsemeleri ve kapsam dışında kalan şirketlerden gereksiz bilgi talep etmekten kaçınmaları gerekecektir.
- Geçici uzlaşı ile Direktifin ulusal mevzuata aktarılması ve uygulanması için son tarihler bir kez daha uzatılmıştır. Buna göre, Üye Devletlerin, Direktifi 26 Temmuz 2028 tarihine kadar ulusal mevzuatlarına aktarmaları ve uygulama tarihinin 26 Temmuz 2029 olması öngörülmektedir.
- Direktif kapsamındaki şirketlerin, iş modellerinin ve stratejilerinin Paris anlaşmasıyla uyumlu olmasını sağlayacak bir plan benimsemelerini yükümlülüğü ise kaldırılmıştır.
- Öte yandan, CSDDD kapsamındaki şirketlerin izleme yükümlülükleri bakımından ise, bu yükümlülükler Komisyonun ilk önerisinde olduğu gibi yalnızca doğrudan ticari ortaklarla sınırlı olmayacak, risk esaslı yaklaşım doğrultusunda değer zinciri genelinde, hedefli biçimde uygulanabilecektir. Başka bir ifadeyle, şirketler tüm tedarik zincirlerini izlemek zorunda olmayacak, yalnızca insan hakları ve çevrenin korunmasına ilişkin olası ihlallerin açıkça görüldüğü durumlara odaklanacaktır. Şirketlere esneklik sağlamak amacıyla, birden fazla alanda olumsuz etkilerin eşit derecede muhtemel veya ciddi olduğu durumlarda, doğrudan iş ortaklarını içeren etkileri önceliklendirebilecektir. Ayrıca şirketlerin kapsamlı bir haritalama çalışması yapma yükümlülüğü kaldırılarak, daha genel bir kapsam belirleme (scoping) çalışması yeterli kabul edilmiş, değerlendirmelerini makul ölçüde erişilebilir bilgilere dayandırılması öngörülmüştür.
- Uyum sağlanmaması halinde sorumluluk AB düzeyinde değil, ulusal düzeyde devam edecek olup, şirketler küresel net cirolarının %3’üne kadar para cezası ile karşı karşıya kalabilecektir.
Bu değişiklikler, şirketlere sürdürülebilirlik özen yükümlülüğü çerçevesinde daha az karmaşıklık ve daha fazla uyum sağlayarak yüklerin azaltılmasını ve eşit bir rekabet ortamının oluşturulmasını sağlamaktadır. Özellikle, dolaylı iş ortakları düzeyinde olumsuz etkilerin değerlendirilmesindeki basitleştirme ve daha seyrek aralıklarla (5 yıllık) düzenli izleme uygulamaları, büyük maliyet tasarrufları sağlayacaktır.
Bundan sonraki aşamada, geçici anlaşmanın Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi tarafından resmi olarak onaylanması ve Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesi beklenmektedir.
Öte yandan, halihazırda Fransa (2017) gibi bazı üye ülkelerde benzer düzenlemeler bulunmaktadır. Bu çerçevede son olarak, Almanya tarafından yayımlanan Tedarik Zincirleri Özen Yükümlülüğü Yasası 2023 yılında yürürlüğe girmiştir.
Alman Tedarik Zinciri Yasası
Alman Tedarik Zinciri Yasası, 1 Ocak 2023 tarihinde 3.000’den fazla çalışanı olan sektör fark etmeksizin Alman firmaları bakımından yürürlüğe girmiş olup, anılan yasanın 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren 1.000’den fazla çalışanı olan Alman firmaları için yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır.
Bu çerçevede, Yasa kapsamına giren firmaların ve tedarik zincirlerinin zorla çalıştırmama, çocuk işçi çalıştırmama, ayrımcılık yapmama, örgütlenme özgürlüğü, iş güvenliği gibi sosyal haklar ile Minamata (cıva kullanımı), Stockholm (kalıcı organik kirleticiler) ve Basel (zararlı atık) Sözleşmelerinden kaynaklanan çevresel haklara özen gösterme ve rapor hazırlama yükümlülüğü bulunmakta, doğrudan olmayan toptancılara karşı ise daha sınırlı yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu doğrultuda Alman firmalarının; risk yönetimi, risk analizi, önleyici tedbirleri alma, düzeltici eylemlerde bulunma, şikâyet prosedürü oluşturma, dokümantasyon ve raporlama gibi yükümlülükleri bulunmaktadır.